<

Eğitim Döküman - Plan Ödev Sunu Proje Değerlendirme

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
Mesaj: #1
Icon5 03-07-2008, 07:47 PM
GeNeSSiS
Administrator
*******


Mesajlar: 237
Grup: Site Yöneticisi
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ (12 Mart)

Her milletin, birbağımsızlık sembolü vardır. Bu sembollerden birincisi bayrağı, ikincisiise milli marşıdır. Bizim de ay-yıldızlı bayrağımız ve “İstiklalMarşı”mız, milletimizin ebedî vazgeçilmezleri arasındadır.

Osmanlı Devleti döneminde bir milli marşımız yoktu fakat son yıllarda her padişah kendine göre bir marş besteletmişti.

Kurtuluş Savaşısırasında, o zaman Genelkurmay Başkanı olan Albay İsmet (İnönü) Bey,sürekli saldıran düşmana karşı ulusal bilinci uyandırmak amacıyla birmarş yarışması düzenlenmesini tavsiye etmiş, düzenlenen yarışmaya 734şiir katılmıştı.

Para ödülü olduğuiçin yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif’i ikna eden HamdullahSuphi (Tanrıöver) kendisine para ödülü verilmeyeceğini belirterekMehmet Akif’i yarışmaya katılmaya ikna etti. Şair, şiirini 48 saat gibikısa bir sürede yazıp teslim etti. Daha önce seçilen 6 şirle birliktebu şiir de jüriye sunulur. Atatürk’ün başkanlığını yaptığı TBMM’nde 1Mart 1921 günkü 2. oturumda Hamdullah Suphi, kürsüden şiiri okur veherkes tarafından beğenilir. "İstiklal Marşı"nın güftesi, 25 Mart 1921(12 Mart 1337) günü büyük çoğunlukla Büyük Millet Meclisi'nintoplantısında resmî marş olarak kabul edildi.
Şair de şiirini “Kahraman Ordumuza İthaf” etmiştir.

Resmî marşın ilkbestesi Ali Rıfat (Çağatay) tarafından derlendi ve 1924'ten 1930'akadar kullanıldı. Osman Zeki'nin bestesinin geleneksel Türk marşlarıüslubuyla yapılmış olmasından, 1930'da, Cumhurbaşkanlığı SenfoniOrkestrası'nın şefi, Osman Zeki Üngör batı marşları tarzındakibestesiyle değiştirildi. Bu beste o günden bu güne kadar geçerlidir.



Mehmet Akif Ersoy’un hayatı

“İstiklal Marşı”şairimiz Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılında İstanbul'da doğdu, 27 Aralık1936 yılında aynı şehirde hayatını kaybetti.

Babası, Fatih Camiimedrese hocalarından Arnavut İpek'li Tahir Efendi'dir. OrtaöğreniminiFatih Merkez Rüşdiyesi'nde ve Mekteb-i Mülkiye İdadisi'nde gördü, biryandan da Fatih Camisi'ndeki derslere giderek Arapça ve Farsça öğrendi.Ortaöğrenimini bitirdiği yıl, yeni açılan Halkalı Ziraat ve BaytarMektebi'ne girdi, dört yıl süren öğrenimi sonunda baytarlık(veterinerlik) bölümünü birincilikle bitirdi (1893). ZiraatBakanlığı'na memur olarak girdi, dört yıl kadar Rumeli, Anadolu,Arnavutluk ve Arabistan'da görev yaptı. Bir süre sonra, ek görevolarak, Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'nde kitabet dersleri (1906)verdi. 1908'den sonra, arkadaşı Eşref Edip ile birlikte “Sırat-ıMüstakim” (1908) ve daha sonra “Sebil'ür-Reşad” (1912) dergileriniçıkardı; bu yıllarda, resmi görevi olan Umur-i Baytariye MüdürMuavinliği’nde çalışırken Darülfünun Edebiyat-ı Umumiye müderrisliğineatandı (1908).

Balkan Savaşı'ndansonra Umur-i Baytariye şubesindeki görevinden (1913), ardındanDarülfünun'daki (1914) görevinden ayrıldı. Meşrutiyet'in ilk döneminde,Ziya Gökalp'in öncülüğüyle başlayan "Türkçülük" akımına karşı, Mısırlıbilgin Muhammed Abduh'un (1849-1905) etkisiyle, "İslâm birliği"görüşünü benimsedi. “Sırat-ı Müstakim” ve “Sebil'ür-Reşad”dayayımladığı makaleler, şiirler, çeviriler ve Fatih, Şehzadebaşı,Süleymaniye, Beyazıt camilerinde verdiği vaazlarla (1912) isminiduyurdu.

Birinci DünyaSavaşı içinde İtilaf Devletleri'ne karşı Ortadoğu'da bir İslâm Birliğikurma siyaseti güden Almanya'nın çağrısı üzerine, Harbiye Nezareti'nebağlı "Teşkilat-ı Mahsusa" tarafından Berlin'e gönderildi (1914),burada Almanlar'ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kamplardaincelemelerde bulundu. Dönüşünde yine birkaç ay kadar Arabistan'ayollandı, savaş yılları içinde "Bâb ül Meşihat"e bağlı olarak kurulan"Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye" başkatipliğine atandı (1918). KurtuluşSavaşı sırasında Kuvayı Milliye'den yana davranış ve yazılarındandolayı, Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye'deki görevinden atıldı (1920).Anadolu'ya geçerek Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Burdur Milletvekiliolarak görev yaptı (1920-1923). Konya ayaklanmasını önlemek, halka öğütvermek için Konya'ya gönderildi. Oradan Kastamonu'ya geçti, NasrullahCamisi'nde Sevr Antlaşması'nın iç yüzünü, Kurtuluş Savaşı'nınniteliğini anlatan coşkulu bir vaaz verdi, bu vaaz Diyarbakır'dabasılarak (1921) bütün vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Hayatının budöneminde "İstiklâl Marşı"nı yazdı (1921). Kurtuluş Savaşıkazanıldıktan sonra İstanbul'a döndü fakat bazı konularda Ankarahükümeti ile ters düştüğü için Türkiye'den ayrıldı. Mısır'a gitti,Hilvan'a yerleşti, Kahire'deki “Câmi-ül Mısriyye" adlı üniversitedeTürk Dili ve Edebiyatı müderrisliğine bulundu (1925-1936). Bu gönüllüsürgün döneminde siroz hastalığına tutuldu; tedavi için döndüğüİstanbul'da öldü.




Paylaşımlarımda Milli Eğitim Bakanlığının Yasakladığı Download Siteleri Yerine Easyshare Fileholding Gibi Download Siteleri Kullanmaktayım. Dosya Tutma Süreleri Sınırlı Olan Siteler Yüzünden Paylaşım Linklerim Çabuk Kırılabilir. Lütfen Bildiriniz..
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj: #2
03-07-2008, 07:48 PM
GeNeSSiS
Administrator
*******


Mesajlar: 237
Grup: Site Yöneticisi
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
RE: 12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
İstiklal marşının kabul olunduğu meclis oturumu belgeleri
MÜZAKERE EDİLEN MADDELER

1. — Maarif Vekâletinin İstiklâl Marşı hakkındaki tezkeresi

MAARİF VEKİLİ HAMDULLAH SUPHİ B. — Arkadaşlar, İstiklâl marşlarıhakkında Vekâlet tarafından vâki olan davet üzerine ne kadar marşelimize gelmiş ise bunları bir encümen marifetiyle tetkik ettirdik,neticeyi Heyeti Celilenize arz ettik. Bunları görmek arzu buyurdunuz.Matbu olarak tevzi edildi efendim. Bir nokta üzerine nazarı dikkatinizicelbetmek isterim. Bu İstiklâl marşları tarafı âlinizden tetkikedildikten sonra intihabınız hangi şiir üzerinde temerküz ederse ikincibir muamele daha yapılacaktır. Bestekârlara yollayacağız, bestekârlardahi bize muhtelif besteler yollayacaklardır. Onlar arasında birintihab daha yapılacaktır.
Anadolu mücadelesi uzun müddetlerden beri devam ediyor, bunu ifadeetmek, bunun ruhunu söyletmek üzere yazılmış olan bu şiirler ne kadarevvel bir karara iktiran ederse şüphesizki daha fazla müstefit oluruz.
Heyeti celilenizden istirham ediyorum. Şiirler mütalâa edilmiştir. Bunubir heyete mî, bir encümene mi verirsiniz? Heyeti Umumiyece bir kararamı raptedersiniz? Ne arzu buyurursanız yapınız.

REİS — Maarif Vekâleti bu istiklâl Marşının bugün ruznameye alınarakmüzakeresini arzu ediyor. Bugün müzakeresini kabul edenler lütfen elkaldırsın. Kabul edildi efendim.

MUHİTTİN BAHA B. (Bursa)— Muhterem efendiler, söyleyeceğim sözlerinyanlış anlaşılmamasını, bir maksadı mahsusa hamledilmemesini temineniptidaen bir hakikatten bahsedeceğim; bu Millî Marş müsabakası ilânedildiği zaman müsabakaya ben de iştirak etmek istedim. Fakat bu meseleöyle bir cereyan almıştır ki bendeniz bu müsabaka işinden sarfınazarediyorum. (M) imzalı şiir ben-denizindir. Bunu ithal buyurmayınız.
Gene Kemalettin Kami namında biri vardır ki aynı sebepten dolayıgazetemizde kendi şiirini geriye almıştır. Bunun üzerine mütalâanızıbeyan buyurursunuz. Bir Encümeni Edebî mi teşkil edersiniz, neyapılacaktır? Ona göre.

REİS — Burada bir mesele var. İstiklâl marşlarını doğrudan doğruyaHeyeti Umumiyede müzakere ederek bir karar mı vereceksiniz, yoksa birencümene mi havale edeceksiniz?

YAHYA GALİP B. (Kırşehir)— Burada olsun, hepimiz anlarız.

BESİM ATALAY B. (Kütahya) — Efendim, şiirler iki türlüdür. Ya hislerinmâkesidir, yahut derin veyahut ağlatıcı bir ruhun, ağlatıcı birgaleyanın aksidir. Şiir bu iki şekil üzerine doğarsa makbul vemuteberdir. Dünyada o şiirlerdir ki halk arasında yaşar. Ya yüksek vebediî bir histen doğar, ya muhrik bir helecandan doğar. Böyle olmayıpda ısmarlama tarikiyle yazılırsa bu şiirler yaşamaz. Efendiler, bizimCezayir Marşımız vardır. Bu; halkı arasında yaşıyor. Bu, müsabaka ileyazılmamıştır. Bu; ağlayan bir ruhun, eline silâhını alarak düşmanakoşan, vatanına koşan bir ruhun hissiyatını terennüm eder.
Marseyyez'in nasıl söylendiğini bilirsiniz, İnkılâbı Kebir esnasında-silâhını almış - koşan bir gencin söylediği şiir birden bire taammümetmiştir. Evvelâ bu gibi şiirlerin memleketin mâruz, kaldığıfelâketlere - ağlıyarak, titreyerek - evvelâ güftesi değil, bestesisöylenir. Ismarlama şiirlere verilecek memleketin parası yoktur.

HAMDULLAH SUPHİ B. (Antalya) — Arkadaşlar, bir hata lazerine, birgalatı rüyetlerine dikkati â-linizi celbetmek isterim. Bilhassa parameselesi ile bu şiirler arasında bir münasebet bulmak, gayet yanlış birnoktai nazardır.
Memleketin kuvayi maddiyesi ve mâneviyesi vardır. İstihlâsı vatanmücadelesini yapan milletin vekilleri, o-nun vekillerinin vekillerihalkın heyecanını ifade etmek üzere memleketin şairlerine müracaatetmiştir. Bu şairler ilk defa şiirlerini yazmamıştır. Arkadaşlar, bizeşiirlerini yollıyan şairler, seneler arasında bütün memleketinederlerini, ıstıraplarını, bütün mefahirini söyleyen şiirleryazmışlardır. Demek para 'mukabilinde şiir mevzubahis değildir. Bizhalkın ruhunu, heyecanını ifade eden şiirler yazmaları içinşairlerimize müracaat ettik. Hiç birisi para hakkında bir şeysöylememiştir. Geçen defa işaret ettiğim üzere Nazarı dikkatinizicelbediyorum: Mehmet Akif Bey - ki bu, şairler arasında parameselesinden kaçınan arkadaşlarımızdan birisidir - zaten senelerdenberi en yüksek ve en ilâhi bir belâğatle yazmıştır. Yeniden yazmaktançekinmesi: bâzılarının hatırına para gelir, diye korkmasındandır ve onabinaen yazmamıştır. Ben gelen şiirleri okuduktan sonra, bu iştevazifedar ettiğiniz bir arkadaşınız sıfatıyla, arzu ettim ki birkuvvetli şiir daha bulunsun ve kendilerine müracaat ettim. Bununüzerine kendileri de bir şiir yazdılar, gönderdiler. Besim Atalay Beyinhalk şiirlerinin - bilhassa büyük vakayii milliyeye taallûk edenşiirlerin - bir siparişi mahsus üzerine doğmadığı sözü gayet varittir.Yalnız bizim şimdiye kadar mevcut olan şiirlerimiz bugünkü,mücadelemizi ifade etmiyorsa şairlerimizin kendi duygularını ifadeetmeleri katiyen doğru değildir. Kendileri şu noktada haklıdırlar:Bütün şiirler ve millî şiirler cihanın en mâruf olan şiirleri, halkhareketleri arasından doğmuş olan şiirlerdir. Fakat itiraf ederim ki buşiirler aramızda daha doğmamıştır. Doğmasını arzu etmek bizim için birvazifedir. Şairlerimize müracaat ettik ve bize çok güzel şiirleryazdılar. Bu şiirler arasında intihap hakkı Heyeti Aliyenize aittir.Şiirleri okuyunuz. Ben istirham ediyorum ki bir an evvel bu şiirinbestelenmesi için bir karar ittihaz ediniz ve bütün milletin lisanınageçmesi için istical buyurunuz, bir karar veriniz, tebliğ ediniz, bende mesaimin ikinci kısmına geçeyim.

Dr. SUAT B. (Kastamonu) —Beyler, esasen meslekim şiirle, edebiyatlaiştigale müsait değildir. Bu itibarla arz edeceğim izahatı şiir veedebiyat tenkidatı gibi arzetmiyeceğim. Ancak Hamdullah Suphi Beyefendigeçenlerde bu kürsüde, bu şiirleri inşat ettiği vakit, Mecliste büyükbir gürültü olmuştu. Ondan anlaşılıyordu ki İstiklâl Marşı olarak buşiirlerden birisinin intihap edilmesini teklif ederlerse çok güzel birşey olacak. Bendeniz Akif Beyin diğer eserlerini de okumuşum. Esasenbir marş; bir milletin heyecanlarını, tahassüsatını terennüm etmekitibariyle kıymetli ise, Akif Beyin son yaptığı İstiklâl Marşındanevvel inşat etmiş olduğu şiirler, zaten bidayeti inşadından çok evvelbizim hissiyatımızı, tahassüsatımızı ifade etmiştir. Kendisinin,memleketin tahassüsatına karşı ne kadar kuvvetli bir kudreti şiiriyesiolduğunu ve Garp ve Şark âlemi hakkındaki tahassüsatının en güzelnumunelerini (Safahat) ismindeki eserleri gösterir. Bu itibarla bukahramanı edebii tebcil etmemek elden gelmez. Bendeniz kendi namımaMehmet Akif Beyin büyük bir unvan ile tertip ettiği eseri tetkik etmekistemem. Tahsisen bu meselede bunların içinde yazmış olduğu marşlarınen güzeli İstiklâl Marşı'dır ve bundan evvel de Mecliste büyük bir vecduyandırmıştır. Onun için durudiraz mütalâa etmeksizin bunun tasvipedilmesini teklif ederim.

HACI TEVFİK Ef. (Kângırı)— Efendiler, bendeniz bu şiirin şu hakikatkürsülerine nasıl çıktığına tahayyür ediyorum. Bunu Meclisi Maarifkendisi intihap eder, kendisi tercih eder, kendisi yapar. Gerçi şiirbir meziyettir, gerçi şiir bir ziverdir, lâkin bir hayaldir. Bu kürsü-ihakikata çıkması doğru değildir.
Eğer tercih lâzım geliyorsa Akif Beyin şiiri gayet güzel yazılmıştır.Lâkin biz bugün âşiyanda değiliz. Millet Meclisinin kürsüsündeolduğumuzu unutmayalım, bunu Maarif Encümeni kendisi mütalâa, etsin,kendisi takdir etsin, kendisi tercih etsin. (Doğru sesleri).

TUNALI HİLMİ B. (Bolu) — Arkadaşlar, mesele gayet mühimdir. Eğer bumarş milletin ruhunu kavrayabilecek bir marş ise onda ufacık biryakışıksızlık diyelim, sonra o marş için pek büyük düşüklük verir.Biraz serbest söyleyemiyorum, kusura bakmayınız. Burada edebi tenkidatagirilecek değilim. Binaenaleyh yalnız fikrimi kısaca arz edeceğim.Katiyen Hamdullah Suphi Beyin isticaline iştirak edemem. (Biz ederizsesleri).
Edemem; zira bir kere bu marş milletin ruhundan doğma bir marşdeğildir. Besim Atalay Beyin hakkı vardır. Milletin ruhuna tercümanolacak bir marş olmalı. (Gürültüler). Müsaade buyurunuz.

REİS — Kesmeyelim. böyle müzakere edemeyiz ki.

TUNALI HİLMİ B. (Devamla) — Bu o kadar müzakereye lâyıktır ki siz takdir edemezsiniz.

REFİK ŞEVKET B. (Saru-han) — Reis Bey Usulü müzakere hakkında sözisterim. Müsaade buyurur musunuz? şiirler sahiplerinin malidir.Beğenirsek rey veririz, beğenmezsek rey vermeyiz. Herkesin muhteremşahsiyetine tecavüz etmeyerek kabul edelim veyahut etmeyelim ricaederim.

TUNALI HİLMİ B. (Bolu) — Gerek şu şiire ve gerek şu manzumelere karsıbir şey söyledim mi ki böyle söylüyorsunuz? İsim zikretmedim. İyidinleyiniz, kulaklarınızı açınız. Arkadaşlar istirham ederim! Bunu, birencümeni mahsusu ebedî teşkil edelim, oraya havale edelim, bumanzumelerin birini intihap etsin. Asıl ruhu mesele buradadır. Oencümeni mahsus intihap ettiği manzumenin sahibini çağırır, der ki ona,şu mısraı terk ederseniz veya şu mealde tebdil ederseniz ve şukelimenin bununla tebdili elzemdir, o zaman o manzume daha parlak olur.Sahibi muvafakat eder ve manzume daha iyi olur. İstirham ederim, bunoktaya dikkat buyurunuz. Arkadaşlar manzumenin baştan başa iyiolmasını bütün samimiyetle arzu ediyorum ve bu teklifte bulunuyorum.
(Gürültüler)
Müsaade buyurunuz bana biri imzalı, biri imzasız iki mektup geldi. Bumektupta deniliyor ki: Diğer verilmiş olan manzumeleri de okuyunuz,onların içinde; intihap edilmiş olanlardan daha muvafıkı vardır.
(Handeler)
(Memiş Çavuş" sesleri)
Sahibi mektup Garp Ordusuna gitti, imzasiyle gösterebilirim. Arkadaşlartekrar ısrar ediyorum, bir encümeni mahsusu edebi teşkil edilmelidir veintihap onun reyine bırakılmalıdır.
(Hayır hayır sesleri)
(Gürültüler)

REİS — Efendim müsaade buyurunuz. Trabzon Mebusa Celâl Beyin İstiklâl Marşı alâkalı ile bir takriri var.
"Riyaseti Celileye Mingayrihaddin karaladığım gayrimatfau İstiklâlMarşının Meclisi Âli huzurunda kıraet olunmasını teklif eylerim.Trabzon Mebusu Celâl"

REİS — Müsaade buyurunuz rica ederim. Zannediyorum ki, bu HeyetiCelilelerine dağıtılan manzumeler müddeti muayyene zarfında toplanıp daşimdi intihap edilenlerdir. Bunun müsabakaya ithali kabil midir efendim.
(Hayır, hayır sesleri)

İHSAN B. (Cebelibereket) — Şekil aramıyoruz. İyi ise dinliyelim (Muvafık sesleri).

REİS — Efendim müsaade buyurunuz. Tekrar ediyorum. Muayyen bir zamanzarfında marş müsabakası ilân edildi. Onlardan Maarif Vekâleti intihapetmiş, göndermiş. Şimdi bu gönderdiği marşlardan birinin intihabınıHeyeti Umumiyede kendisi takip ediyor ve müzakere ediyoruz. Bu meyandabirisi bir marş gönderiyor. Bunu kabul ettikten sonra yarın olacakmüracaatları da reddedemeyeceğiz.

REFİK B. (Konya) — Nasıl reddedeceksiniz? İlânihaye devam edecektir.

İHSAN B. (Cebelibereket)— Marş lâzımdır. Hangisi güzel olursa o lâzımdır.

REİS — Bu marşın okunmasın kabul buyuranlar lütfen el kaldırsın.. Kabul edilmedi efendim.

HAMDİ NAMIK B. — (İzmit) Efendim millî bir marş yapmak ihtiyacı hasılolmuş. Maarif Vekili şairleri müsabakaya davet etmiş birçok şiirleriçerisinden birkaç parça intihap ve tabedilmiş. Bendeniz anlamıyorum.Bu bir Meclisi Millî işi midir? Bir encümeni edebî işi midir? (Milletişidir sesleri) Millet işidir. Şüphesiz e-fendiler, fakat malûmu alinizşiir meselesi bir sanat meselesidir. Eğer bunu tercih etmek hakkını bizderuhde edemiyorsak aramızda şiirle tevvegul etmiş arkadaşlarımızdanbir encümeni edebî teşkil edelim, onlar tatbik etsinler. Geçen gün bumaksatla söylediğim bir söz suitelâkkiye uğramıştır. Binaenaleyh eğerbunun tetkiki için içimizden bir encümen teşkil etmeyecek olursak o hakdoğrudan doğruya Maarif Vekâletine aittir, noktai nazarını izah etsinya kabul edersiniz, yahut kabul etmezsiniz. Bunun uzun uzadıyasürünmesine hacet yoktur.
(Gürültüler)

HÜSEYİN B. (Elâziz) — Maarif Vekâletine ne kadar şiir verilmiş iseonlar yeniden bir encümene verilsin ve orada yeniden tetkik edilsin.

MAARİF VEKİLİ HAMDULLAH SUPHİ B. — Arkadaşlar! Refik Şevket Beyinsözünü tekrar ediyorum. Bu şiirler mevzubahis olduğu vakit lüzumsuzyere, hattâ arzumuz hilâfında şiirler yazmış olan arkadaşlarımız içinböyle bir söz buradan çıkmamalıdır. Bahusus ki, arkadaşlar ısmarlamasözü ve halkın tercümanı olmaz sözü yanlıştır. Çünkü halkınmümessilleri olan sizlerin huzurunda okunan şiirin Heyeti Aliyenizüzerindeki azami tesirine bendeniz de şahit oldum. Eğer halk üzerineolan tesirini anlamak için kendi kalbimizden başka miyarımız varsa obaşkadır. Eğer halkın teessürünü kendimiz anlayacak olursak halkınkalbini de anlamış oluruz. Şimdi arkadaşlar bendeniz diyeceğim ki: Yenibir encümeni edebiye havale edersek bir fayda mutasavver olabilir. Eğerencümen kararını verip bitirecek ise. Fakat zannediyorum. Meclisinizinverdiği karar ve ısrar ettiği nokta, kendisinin bu işi halletmesidir. Ohalde encümenden çıkıp yine Heyetinize gelecektir. Yine bu vaziyethâsıl olacaktır. O halde burada yedi tane şiir vardır. Riyaset bunlarıayrı ayrı reye vaz'etsin, hangisi tarafınızdan mazharı takdir olursaonu kabul edersiniz.
(Doğru sesleri)

REİS — Efendim müzakerenin kifayetine dair takrirler vardır.Müzakerenin kifayetini reye koyacağım. Müzakereyi kâfi görenler lütfenelini kaldırsın... Kabul edildi. Kırşehir Mebusu Yahya Galip Beyin birtakiri var.
"Riyaseti Celileye Muhittin Beyin inşad ettikleri marşın kürsüdetaraflarından okunmasını teklif eylerim. 12 Mart 1337 Kırşehir MebusuYahya Galip"

REİS — Kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın.... Kabul edilmedie-fendim. Efendim Muş Mebusu Abdülgani Beyin bir takriri vardır.
"Riyaseti Celileye İstiklâl Marşı Maarif Vekâletince müsabakavazedilmiş ve intihabı yine Vekâleti mezbureye ait bulunmuş olduğundanve Meclisi Ali bir meclisi e-debî olmadığından intihabının dahi MaarifVekâletine ait olduğunu arz ve teklif eylerim. 12 Mart 1337 Muş MebusuAbdülgani"

REİS — Kabul edenler lütfen el kaldırsın... Kabul edilmedi efendim. Efendim Saruhan Mebusu Avni Beyin takriri var.
"Riyaseti Celileye İstiklâl Marşı vatanı bir parça olmakla beraber herhalde şayanı teslimdir ki şiiri, musikisi, vatani olması lâzımgelen bumarşın tetkiki her halde bir ihtisas ve ehli hibre meselesidir.Binaenaleyh, bu marşın tefrik ve kabulü için erbabı ihtisastan mürekkepbir encümene tevdii ve badehu bestelenmesini teklif eylerim. 12 Mart1337 Saruhan Mebusu Avni"

REİS — Efendim bu teklifi kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın.Kabul edilmedi. Şimdi efendim müzakerenin kifayetine dair muhteliftakrirler var. Yahut her marşı Heyeti Aliyenizin reyine koyalım.

HASAN BASRİ B. — Reis Bey! Bizim bir takririmiz vardır. Suat Beyin de bir takriri var.

REİS — Meclisi Âli reyini ne suretle izhar ederse ondan sonra anlaşılacaktır.
"Riyaseti Celileye Müzakerenin kifayetini ve Mehmet Akif Beyin İstiklâlmarşının kabulünü teklif ederim. 12 Mart 1337 Kastamonu Mebusu Dr. Suat"
"Riyasete İstiklâl Marşının şubelerce teşkil edilecek bir encümenimahsus tarafından tetkik ve tasdik olunmasını teklif ederim. 12 Mart1337 Bolu Mebusu Tunalı Hilmi"

REİS — Bu takriri kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın. Reddolundu.
"Riyaseti Celileye Şiirin besteye gelip gelmemesi meselesi vardır.Şuara ve bestekârlardan mürekkep bir encümen teşkilini teklif eylerim.12 Mart 1337 Ertuğrul Mebusu Necip"

REİS — Aynı mealde birçok takrirler vardır. Necip Beyin takririni kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın. Reddedildi.
''Riyaseti Celileye. Bütün Meclisin ve halkın takdiratını celbedenMehmet Akif Beyefendinin şiirinin tercîhan kabulünü teklif ederim. 12Mart 1337 Karesi Mebusu H. Basri"
"Riyaseti Celileye Müzakerenin kifayetiyle Mehmet Akif Beyin marşınınkabul edilmesini teklif eylerim. 12 Mart 1337 Ankara Şemseddin"
"Riyaseti Celileye İstiklâl marşlarını matbu varakalarda hepimiz ayrıayrı tetkik ettiğimiz için encümene havalesine lüzum yoktur. MehmetAkif Beye ait olanının Millî marş olarak kabulünü teklif ederim. 12Mart 1337 Bursa Mebusu
Operatör Emin"
"Riyaseti Celileye Kâffei ervahı islâm üzerinde kıraati heyecanlartevlit edecek derecede icazkâr olan büyük İslâm Şairi Mehmet Akif Beyinmarşının takdiren kabulünü teklif eylerim. 12 Mart 1337 Bitlis MebusuYusuf Ziya"
"Riyaseti Celileye Öteden beri İslâmın ruhnevaz şairi Akif Beyefendininİstiklâl Marşı her veçhile mürecceh ve Meclisi Alinin ruhu mâneviyesineevfak olmakla kabul edilmesini teklif ederim. 12 Mart 1337 IspartaMebusu İbrahim"
"Riyaseti Celileye Mehmet Akif Bey tarafından inşat edilen marşın kenditarafından kürsüde kıraat edilmesini teklif eylerim. 12 Mart 1337Kırşehir Mebusu Yahya Galip"

REİS — Bu takrirlerin hepsi Mehmet Akif Beyin şiirinin kabulünümutazammındır. (Reye sesleri). Müsaade buyurunuz, rica ederim müsaadebuyurunuz efendiler.

TUNALI HİLMİ B. (Bolu) — Reis Bey müsaade buyurursanız Mehmet AkifBeyin marşının reye vaz'ından evvel bendeniz ufacık birşey ricaedeceğim. Tepdil edilmesi ihtimali vardır.

REİS — Müzakere bitmiştir, efendim rica ederim.

SALİH Ef. (Erzurum) — Bendeniz birşey arzedeceğim.

REİS — Müzakere bitmiştir. Maarif Vekaletinin teklifi vardır. Her marşıayrı ayrı reye koyunuz diye teklif etmişlerdi. Her marşın ayrı ayrıreye vaz'ını kabul buyuranlar lütfen el kaldırsın. Kabul edilmedi. Ohalde bu takrirleri reye koyacağız. Basri Beyin takririni reyekoyuyorum (Basri Beyin takriri tekrar okundu).

REİS — Basri Beyin takririni kabul buyuranlar ellerini kaldırsın. Kabul edildi efendim.
(Gürültüler ve ret sadaları).

REFİK ŞEVKET B. (Saruhan)— Reis Bey! Mehmet Akif Beyin şiirininaleyhinde bulunanlar da ellerini kaldırsın ki ona göre muhaliflerinmiktarı anlaşılsın. (Muvafıktır, anlaşılsın sadaları).

REİS — Bu takriri kabul edenler, yani Mehmet Akif Beyefendi tarafındanyazılan marşın İstiklâl Marşı olmak üzere tanınmasını kabul edenlerlütfen el kaldırsın. Ekseriyeti azîme ile kabul edildi.

MÜFİT Ef. (Kırşehir) — Reis Bey yalnız birşey arzedeceğim. HamdullahSuphi Beyin bu marşı bu kürsüden bir daha okumasını rica ediyorum.
(Gürültüler)

REFİK B. (Konya) — Milletin ruhuna tercüman olan işbu İstiklâl Marşının ayakta okunmasını teklif e-diyorum.

REİS — Müsaade buyrunuz efendim. Heyeti muhtereme bu marşı kabulettiğinden tabii resmi bir İstiklâl Marşı olarak tanınmıştır.Binaenaleyh ayakta dinlememiz icabeder. Buyurunuz efendiler;
(Hamdullah Suphi Bey İstiklâl Marşını kürsüde okudu, âzayı kiram kaimen sürekli alkışlar arasında dinlediler):

İstiklâl Marşı hakkında
N. 105
İstiklâl marşlarından birinin kürsü hitabette okunmasına karar verildi
(Cilt: 9 - Sayfa: 13). l mart 1337

İstiklâl Marşı hakkında
N.108
Mehmet Akif Bey tarafından yazılan marşın İstiklâl Marşı olarak kabulüne karar verildi
(Cilt: 9 - Sayfa: 92). 12 mart 1337

Paylaşımlarımda Milli Eğitim Bakanlığının Yasakladığı Download Siteleri Yerine Easyshare Fileholding Gibi Download Siteleri Kullanmaktayım. Dosya Tutma Süreleri Sınırlı Olan Siteler Yüzünden Paylaşım Linklerim Çabuk Kırılabilir. Lütfen Bildiriniz..
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj: #3
03-07-2008, 07:50 PM
GeNeSSiS
Administrator
*******


Mesajlar: 237
Grup: Site Yöneticisi
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
RE: 12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
İstiklal MArşı'nın Bestesi:

Zeki ÜNGÖR İstiklâl Marşı bestesini nasıl yaptığını şöyle anlatır:
"Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir'e girdiklerinden iki veya üç günsonra evimde (...) oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsanmerhum geldi. Büyük bir heyecan içinde süvarilerin İzmir'e girişlerinianlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyanonun başınageçtim ve derhal içimden doğan parçayı çalmağa başladım. Böylece marşınilk "ti..." yerine kadar olan akoru çıktı. Bu şekilde iki üç mözöryaptım. Arkadaşlarım "Aman" dediler, "bu çok güzel bir şey olacak"Bunun üzerine İhsan'a, İzmir'in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütünteferruatıyla anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylecekısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İkigün sonra beste bitti. Götürüp arkadaşlara gösterdim. Çok beğendiler.Bunun üzerine bu müziği millî marş olarak takdime karar verdim. Vekıymeti hakkında daha kat'i bir karar edinmek maksadıyla sonradirektörden gelen bir mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu vemelodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğubelirtilerek tebrik ediliyordum. Bu mektup geldikten on beş gün sonrabeni Ankara'dan çağırdılar..."


Mehmet Akif ERSOYUN Hayatı 1
Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatınyaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralıevde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün VatanCaddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif,ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakamAkif’in doğum tarihidir.
Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemindevlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı,çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı,buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu birdönemdir.
2. Mahmut’un, 3. Selim’in başlattığı yenileşme hareketleri, Tanzimatdoruk noktasına varıyor ve bugüne kadar devam eden aydın- halkyabancılaşmasını, milletle devlet arasındaki problemli doğuruyor,toplumsal yarılmalara yol açıyordu. Yenileşme ile başkalaşma arasındakifarklar sık sık belirsizleşiyor atılan her adım ciddi sosyal ve siyasimaliyetler getiriyor, kendinden ve kendi köklerinden beslenen biryenilenme gerçekleştirilemiyordu.

Korkuyla umut, ataletle hamle çabası, teslimiyetle yiğitçe direniş,çözülüşle yeniden toparlanış aynı anda ve çok zaman kolkola denecekkadar birbirine yakın duruyordu.
Avrupa ülkelerinin Osmanlıyı tasfiyesi politikası bütün hızıyla ve kararlılığı ile devam ediyordu.
Daha Akif 6 yaşında iken Ruslar İstanbul’a kadar ilerliyor AyestefanosAbidesini dikiyordu. Yine 5 yaşında iken Abdulhamid, Meclis-i Mebusan’ıkapatıyor, devletin ve milletin varlığını korumak için politik dehasınave çoküş endişesinin yarattığı bir haleti ruhiyeyle baskıcı birpolitikaya yöneliyordu.
Babası Fatih Medresesi müderris ve mücizlerinden (icazet veren) İpek’liTemiz lakabıyla anılan Tahir Efendi’dir. Annesi ise Buharalı MehmedEfendi’nin kızı H. Emine Şerife hanımdır. Babası Rumelili (Arnavut)annesi ise Buhara’dan hacca giderken Amasya’da vefat eden BuharalıŞirvani Rüştü Efendi’nin kızıdır. Tahir efendi, ilk kocası vefat edenEmine Şerife Hanım’ın ikinci eşidir.
Akif’in ailesi sade ve orta halli ama bir inanç ikliminin bütün olgunluğu ve güzelliği ile yaşadığı bir aile idi
Akif babasını,
“Beyaz sarıklı, temiz, yaşça ellibeş ancak
Vücudu zinde fakat saç sakal ziyadece ak.”
diye tasvir eder.
Hoca Tahir Efendi erkenden kalkar, çocuklarını (Akif ve kızkardeşiNuriye) kendi eliyle yıkar, kızının saçlarını tarar, pişirdiğisalepleri içirerek onları mekteplerine gönderirdi... Çocuklarını birkere bile dövmemişti. (Kuntay, s.157)
Akif, Annesini ise şöyle anlatır:
“Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanımdı. Babam da öyle. Herikisinin de dinî selabetleri vardı. İbadetin verdiği zevkleri heyecanlatadmışlardı.”
Ünlü düşünür ve şair Sezai Karakoç, Akif’in ailesi ve kökeni ile ilgili şu nefis yorumu ile yapar:
“Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğuş yeri Fatih:
Yani tam bir Doğu İslâmlığının, Batı İslâmlığının ve Merkez İslamlığının bir sentezi bir çocuk”
Anne çizgisi, duyarlığı, sağduyuyu, kendini bir ülküye adayışı,şairliği getirecek; baba çizgisi, ataklığı, savaşkanlığı, yılmaz ve hervuruşmada daha da çelikleşen bir savaş adamını, gözüpekliği,korkmazlığı, ürkmezliği, umutsuzluğa sürekli olarak düşülmemeyigetirecektir. Doğuş yeri ise, ümüslü ve verimli bir topraktır ki,tabiatta nice saçılıp da kaybolan iyi tohumların bir gramını bile ihmaletmez, değerlendirir, yemişlendirir.”

Akif’in doğduğu Fatih semtini Sezai Karakoç şöyle tasvir ediyor”
“Fatih semti, İstanbul’un içinde ikinci bir İstanbul’dur. YüzdeyüzFatih şehridir. Fatih camii, İslâm-Türk kültürünün bu ölmez abidesininçevresinde halka halka fatih medreseleri ve semti, en saf müslüman Türkheyacanının ördüğü bir toplumdur.”
Akif, İstanbul’un bu en Türk, en yerli ve en yoksul mahallelerindenbirin de doğdu ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsaldokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminingüzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modernhayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangiçelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerineskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatındagözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındakitercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti.
Ve Akif burada bir şey daha öğrendi. Her türlü kirlenmeye açık biryoksulluğun, sade ve onurlu bir hayata nasıl dönüştürülebileceğini.Erdemli yoksulluk helal kazanç ve emek demektir, fedekarlık demektir,dayanışma demektir, karşılıksız sevmek demektir, hırs ve rekabetiayaklar altına almak demektir. Erdemli yoksulluuğun tek sigortasıvardır. Çalışmak, ölene kadar çalışmak, onurunu kaybetmeden çalışmak.
Akif kendi mahallesinin yoksulluğunu, kendi haline terkedilmişliğini şöyle anlatır.
Bizim mahalleye poyraz kışın da uğrayamaz
Erir erir akarız semtimize geldi mi yaz!
Bahârı görmeyiz ala lâtif olur, derler...
Çiçeklenirmiş ağaçlar, yeşillenirmiş yer.
Demek şu arsada ot bitse nevbahâr olacak?
Ne var gidip Yakacık’larda demgüzâr olacak
Fusulü dörde çıkarmaz bizim sokaklarımız;
Kurak, çamur.. İki mevsim tanır ayaklarımız!
Akif bu mahallede bu inaç ve gelenek ikliminin ortasında mahalle hayatını bütün renk ve çizgileriyle yaşadı.
Babası O’nu sekiz yaşından itibaren Fatih camiine götürdü. Bunu bir şiirinde şöyle anlatır:





Paylaşımlarımda Milli Eğitim Bakanlığının Yasakladığı Download Siteleri Yerine Easyshare Fileholding Gibi Download Siteleri Kullanmaktayım. Dosya Tutma Süreleri Sınırlı Olan Siteler Yüzünden Paylaşım Linklerim Çabuk Kırılabilir. Lütfen Bildiriniz..
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj: #4
03-07-2008, 07:50 PM
GeNeSSiS
Administrator
*******


Mesajlar: 237
Grup: Site Yöneticisi
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
RE: 12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
Mehmet Akif ERSOYUN Hayatı 2
Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: “Bu gece,
Sizinle camîe gitsek çocuklar erkence.
Giderseniz gelin amma namazda uslu durun;
Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!”
Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi
Namaza durdu mu, naliyle koyverir peşimi
Dalar giderdi, ben atık kalınca âzade
Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde.”
Cami, masal, oyun ve yaramazlık. Cami içinde baba ve çocuklar. Camiiiçinde inanç ve coşku. Camii içinde ciddiyet ve oyun. Cami içinde inançve çocuksuluğun sınırsızlığı. Cami içinde yetişkin ve çocuk samimiliği.
Ve cami ile içiçe bir ev. Camii ile içiçe bir mahalle hayatı. Camii ile içiçe düşünce, duyarlık ve yaşama iklimi.
İşte yetişkin Akif’in portresinin temel çizgilerini belirginleştirençocuk Akif’in dünyası ya da Âkif’in içinde kendini bulduğu dünya...
Ve Akif’in mizacı.. ele avuca sığmayan bir çocuk. Çalışkan ama haşarı.Okuldan döner dönmez sokağa fırlayan, ağaçlara tırmanan, kabına sımayanbir mizaç. Masal dinlemeden uyumayan bir ruh. Uyuması için kendisinemasal anlatırken anlatırken uyuyakalan Saime Hanım’ın eline mangaldakızdırdığı cevizi bırakarak yakan bir yarım kalmışlığıkabullenememezlik.
Akif böyle bir ortam içinde o günün geleneğine uyularak 4.5 yaşlarındaiken Emir Buhari Mahalle Mektebine başladı. Yaklaşık iki sene sonraFatih İptidaisi’ne (ilkokul) girdi. Üç yıllık bu okulu bitirdiktensonra girdiği Fatih Merkez Rüştiyesi’ni (ortaokulunu) 1895 yılındabitirdi.
Bu mezunuyet aile içinde görüş ayrılığına yol açtı. Emine Şerife Hanım,Hocazade’sinin (Annesi Âkif’e Hocazadem diye hitabederdi) sarıklıolmasını, medresede tahsiline devam etmesini istiyordu. Babası TahirEfendi ise medresede okuyacağı şeyleri, oğluna kendisinin deöğretebileceğini ileri sürüyor, yeni açılan ve revaçta olanmekteplerden birine gitmesini istiyordu. Akif’in anne ve babasıarasındaki bu görüş ayrılığı Dönemin toplumsal tercihlerindekifarklılaşmayı da ortaya koyuyordu. Bir tarafta geleneğin bütünçizgileriyle yaşadığı Fatih’te, evladını bir inanç ve ilim adamınınsaygınlığı içinde görmek isteyen anne diğer yanda değişen dünyanıngereklerini farkeden kendisi de bir inanç ve ilim adamı olan baba. Neinanç ihmal edilebilirdi ne yeni gelen ve kendi şartlarını dayatandünya. Bu açıdan bakıldığında Akif annesiyle babasının özlemini kendişahsında bütünlemiş ve uygun bir senteze kavuşturmuş gibidir.
Sonunda Tahir Efendi’nin dediği olur. Ancak Tahir Efendi mektep vemeslek tercihini oğluna bırakır. Akif dönemin en gözde okullarındanbiri olan Mülkiye’yi tercih ettiği için ve babasıyla birlikte kaydınıyaptırır. Kayıt tamamlandıktan sonra kâtip kayıt harcı ister, Tahirefendi, Âkif’i bir köşeye çeker, kesesini çıkarır ama istenen miktardapara yoktur. Tahir efendi rehin bırakmak üzere gümüş saatini çıkarıncakâtip almaz ve kayıt harcını ertesi gün getirebileceklerini söyler.
İlk gençlik yılları da çocukluğu gibi. Taşkın, ele avuca sığmaz, güçlü,sıhhatli ve enerjik. Pehlivanlarla güreşen, boğazda karşıdan karşıylayüzen, taş yarıştıran bir ilk gençlik. Ama hep çalışkan, hep erdemli.
Mülkiye’nin İ’dâdî bölümünde üç sene okuduktan sonra şehadet-nâme(diploma) aldı ve yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene süre sonra(H.1305/1887-88) babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye’yenehari (gündüzlü öğrenci) olarak devam etmesi imkansız hale geldi.Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivilveteriner yüksek okulu olan Mülkiye’nin Baytar Mektebi’ne (HalkalıBaytar ve Ziraat Mektebi) leyl-i (yatılı) öğrenci olarak geçti.
Âkif bu okulda kendisini derinden etkileyecek bir öğretmenlekarşılaştı. İnançlı bir Türk Hekimi olan, Türkiye’ye mikrop biliminigetiren Rifat Hüsamettin Hoca. Pasteur’un öğrencisi olan buöğretmeninden Pasteur sevgisini aldı. Mithat Cemal, Akif’in Pasteur’ünfotoğrafına bakıp hayranlıkla “Bu ne ilâhi yüzdür” dediğini, fotoğrafıöptüğünü ve ardından “Mu’tekid de! (İnançlı) eklediğini kaydeder.
Çoğu kendisi gibi babasız ve yoksul öğrencilerden oluşan bu okul Âkif’e sağlam ve bir ömür boyu sürecek dostluklar kazandırdı.
Yine bu okul, Akif’in sağlam bir dini bilgi ve sarsılmaz bir imanla,müspet bilimin harika bir uyumunu sağlayan zihini yapısını oluşturdu.
Akif bu dönemde de Kıyıcı Osman Pehlivandan güreş öğreniyor, Çatalcaköylerinde yağlı güreş tutuyor, taş yarıştırıyor, yüzüyor ve çoksevdiği mektebin “Doru” isimli atına biniyor, uzun yürüyüşlere çıkıyor
Şiire ilgisi de bu yıllarda başlıyor ve okulun son iki senesindebaşladı. Bunlar dönemin yaygın kanaatlerinin izlerini yansıtır ve divanşiirlerine nazireler şeklindedir.
22 Aralık 1893’te okuldan birincilikle mezun olur ve 26 Aralık’ta“Orman ve NMa’adin ve Ziraat Nezare’Baytar Müfettiş Muavini” olaraktayin edilir.
Görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde görev yapmıştır.
Bu seyahatler Akif’in gözlem gücünü, toplumu daha yakından tanımasınısağlamış olmalıdır. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde sonderece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonrakiseyahatler Akif’in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışınıtemellendirir.
Mezuniyetinden 6 gün sonra 28 Aralık 1893’te İlk eseri olan 7 beyitlik gazeli “Servet-i Fünun’da yayınlanır.
Buarada çocuk yaşlarda başladığı Kur’an’ı Hıfzetme (Ezberleme) çabalarını yoğunlaştırır ve Hafız olur
1 Eylül 1898’de 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlendi.
Akif’in bu yıllarda da Maarif mecmuasında, Resimli Gazete’de şiiryazıları ile Arapça, Farsça ve Fransızca’dan yaptığı çevrileriniyayınlamaya devam eder.
17 Ekim 1906’da mevcut görevine ilâveten “Halkalı Ziraat MektebiMektebi’ne “Kitabet-i Resmiye Muallimi ve 25 Ağustos 1907’de ÇiftlikMakinist Mektebi’ne Türkçe Muallimi olarak atanır.
23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edilir. Akif, bu sırada İstanbul’da Umur-i Baytariye Dairesi Müdür Muavin’dir.
Akif’in hemen hiçbir dönemde siyasetle doğrudan ilişkisi olmamaklaberaber toplumsal sorunlarla ciddi ve yoğun bir ilgisi olmuştur.Dönemin bütün aydınları gibi çöküş şartlarının yol açtığı acıları derinbir şekilde yüreğinde hissediyor ve bir çıkış yolu arıyordu.
Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyetolarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat veTerakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişingereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kayd ü şart(kayıtsız şartsız) ittaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsızşartsız itaat “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklindedüzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yeminiAkif’le değişir.
Akif’in karekterinin tipik bir yansıması olan bu tutum hayatı boyuncave herkese karşı korunan bir ilkeli anlayışın tezahürüdür.
OKUDUĞU KİTAPLAR
Mesnevi
Hafız Divanı
Gülistan
Leyla ve Mecnun (Fuzuli)
Victor Hugo, Lamartine, Zola, Daudet

Paylaşımlarımda Milli Eğitim Bakanlığının Yasakladığı Download Siteleri Yerine Easyshare Fileholding Gibi Download Siteleri Kullanmaktayım. Dosya Tutma Süreleri Sınırlı Olan Siteler Yüzünden Paylaşım Linklerim Çabuk Kırılabilir. Lütfen Bildiriniz..
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj: #5
03-07-2008, 08:36 PM
X-FiLeS
Program MoD
******


Mesajlar: 325
Grup: Eğitim Editörü
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
RE: 12 Mart - İSTİKLÂL MARŞI'NIN KABULÜ
istiklal marşıyla beraber ön elemeyi geçen diğer şiirler
-
Yıllarca altı cephede ateşle kanlara;
Türk'ün hilâl-ü dinine düşman olanlara;
Ceddin o; Yıldırım gibi saldın zaman zaman
Yüksek başın eğilmedi bir art cihanlara
Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım-Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir kanlı inkılab
Ey mazi-i havariki bin destan olan;
Garbın zalam-ı zulmüne yüz yıl kılınç salan
Arslan yürekli ordu; demir giy; silah kuşan!
Zira hududu kapladı ateşle kan, duman.
Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım - Şitab,
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab!
Arslan mücahid ordusu, ey haris-i salah
Destinde seyf-i hak gibi pek şanlı bir silah
Açtın sema-yi millete pür-nûr bir sabah.
Atî bizim... bizim artık vatan, zafer, felah.
Ey kahramanlar ordusu; ey yıldırım - Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab

MEHMET MUHSİN



2-
Altı bin yıl efendilik yaptın,
"Kahraman Türk" idi cihanda adın.
Bir ateşten siperdin İslam'a
Sönmeyen bir güneş gibi yaşadın.
Ey büyük ünlü milletim ileri!
Hasmına çiğnetme koş bu şanlı yeri!
Düşmanın bir cihansa dostun
Hak Hakkın elbette müstakil yaşamak
Atıl, ez, vur, senindir istiklâl
Ebedî parlasın şu al bayrak...
Ey benim şanlı milletim ileri;
Ele çiğnetme koş bu ülkeleri!
M.*
*Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey Yarışmaya (M) rumuzu ile katıldı. Müzakereler esnasında şiirini geri çekti.



3-
Ey Müslüman, ey Türk oğlu
Açıldı istiklâl yolu
Benim bu son günlerimdir,
Diyor bize Anadolu.
Çek sancağı Türk ordusu
Olmaz Türk'ün can korkusu
Esarete dayanır mı
Türk vatanı, Türk namusu?
Bu son savaş bize farzdır,
Fırsatımız gayet azdır,
Muzaffer ol da ey millet
Altın ile tarih yazdır.
Birleşelim özümüzden,
Dönmeyelim sözümüzden,
Hem silelim bu lekeyi,
Tarihdeki yüzümüzden.
İSKENDER HÂKİ


4-
Göz yaşına veda et
Ey güzel Anadolu!
Hakkını korur elbet
Türk'ün bükülmez kolu
Cenk ederiz genç, koca
Bugün değil, yarın da
Yadımız ağladıkça
İzmir ezanlarında.
Hak yolunda kan olur,
Dünyalara taşarız;
Ya şerefle vurulur,
Ya efendi yaşarız.
Her gün yeni bir hile
Arkasından satıldık;
Her gün yeni bir dille
Yurdumuzdan atıldık
Yeter, ey Ka'be'mizi
Elimizden alanlar
Alıkoyamaz bizi
Yolumuzdan yalanlar.
Hangi alçak el alır,
El zinciri boynuna?
Kim Yunan'ı bırakır
Türk kızının koynuna?
KEMALEDDIN KAMI


5-
Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın
Yurdumuza göz dikenler al kanlara boyansın
Ya ben ya onlar diyen silâhına dayansın
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Düşman gözü tutamaz yanar dağlar başını
Bağrımızda saklarız vatanın her taşını
Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk'ündür bu memleket
Can veririz her zaman hürriyet yoluna
‘Ya gazi, ya şehid’lik ne devlettir kuluna
Ata emanet etmiş namusunu oğluna
Bize Türk oğlu derler
Hep bizimdir bu yerler
A.S.


6-

Türk'ün evvelce büyük bir pederi
Çekti sancağı hilâl-i sehari
Kanımızla boyadık bahr ü berri
Böyle aldık bu güzel ülkeleri
İleri, arş ileri, arş ileri
Geri kalsın vatanın kahpeleri
Seni ihya için ey nâmı büyük
Vatanın uğruna öldük öldük
Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük
Siper oldu sana dağlar gibi Türk
Yürü ey milletin efradı yürü
Ak süt emmiş vatan evlâdı yürü
Vatan evlâdını kurban edeli
Milletin hür yaşamaktır emeli
Veremez kimseye bir Çamlıbeli
Bağlanır mı acaba Türk'ün eli
İleri, arş ileri, arş ileri
Çiğnenir çünkü kalan yolda geri.
HÜSEYİN SUAD




Milli Marş için verilen ilan
Milli Marş İçin Verilen İlan:


"Şairlerimizin dikkatine:

Milletimizin dahili ve harici İstiklâl uğruna girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı, Umur-u Maarif Vekâleti Celilesi'nce müsabakaya vazedilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-u evvel sene 36 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından, gönderilen eserler arasından intihap edilecektir ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir.

Ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bîr müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara'da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâleti'ne yapılacaktır.”
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Çanakkale Zaferi (Kahramanlık Günü ) 18 Mart GökmenKEMER 2 85 05-29-2008 06:28 PM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  (MART AYININ İLK HAFTASI) YEŞİLAY HAFTASI GökmenKEMER 0 27 02-13-2008 05:03 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ GökmenKEMER 0 26 02-13-2008 05:01 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  (8-14 MART) Bilim ve Teknoloji Haftası GökmenKEMER 0 25 02-13-2008 05:00 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ 27 MART GökmenKEMER 0 26 02-13-2008 04:59 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  DÜNYA METEOROLOJİ GÜNÜ 23 MART GökmenKEMER 0 23 02-13-2008 04:57 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  DÜNYA SU GÜNÜ 22 MART GökmenKEMER 0 26 02-13-2008 04:55 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  DÜNYA ÇOCUK ŞİİRLERİ GÜNÜ 22 MART GökmenKEMER 0 28 02-13-2008 04:51 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  21 MART NEVRUZ BAYRAMI GökmenKEMER 0 19 02-13-2008 04:49 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER
  Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü 21 MART GökmenKEMER 0 23 02-13-2008 04:47 AM
Son Mesaj: GökmenKEMER

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: